47.yl
“karanlktan aydnla...”
 
Mevln Celleddn-i Rm

 Hazret-i Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî  مولانا جلال الدين رومي

Hazret-i Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî (k.s.), hicri takvimin 604 Rebiülevvel’inde, Horasan’n Belh ehrinde domu, 68 yanda ve 672 Cemâziyelahir’inde Konya’da irtihal eylemitir. Kendisine Rumî denilmesi, o vakit Diyâr- Rum tabir edilen, Anadolu’da yerlemi olmasndandr.
Babas Sultânü’l-ulemâ Muhammed Bahaeddin Veled, onun babas Hüseyn-i Hatîbî, onun babas Ahmedü’l-Hatîbî, onun babas Mahmud, onun babas Mevlûd, onun babas Sabit, onun babas Museyyeb, onun babas Mutahhar, onun babas Abdurrahman, onun babas da Hazret-i Ebubekir (r.a.)’dir. u hesapça Hazret-i Mevlâna, Hazret-i Ebubekr’in onbirinci torunudur.
Sddîk- Ekber neslinden gelen Mevlâna’nn, anne cihetinden de seyyitlii vardr. Çünkü ecdadndan Ahmedü’l-Hatîbî; emsü’l-eimme Abdullah-i Serahsî’nin kerimesi Firdevs Hatun’u alm; cedd-i Mevlâna Hüseynü’l-Hatîbî, ondan domutur. emsü’l-eimme ise sülâle-i Nebeviyye’den idi. Keza ecdadndan Mutahhar, mehur brahim Edhem’in; cedd-i Mevlâna Hüseyn-i Hatîbî de Harzem ah Alâeddin’in kzn alm olduklar için, o neseb-i kerîme surî bir asalet de karmtr.
Hazret-i Mevlâna be yanda iken, babasyla birlikte Belh’ten çkm, hacca gittikten ve biraz seyahat ettikten sonra, bir müddet Erzincan’da oturmu, daha sonra Lârende’ye yani bugün Karaman denilen ehre gelmi, nihayet Konya hükümdar Alâeddin-i Selçukî’nin Sultânü’l-ulemâ’y daveti üzerine Konya’da yerlemiti. Konya, Halep ve am’da eyhü’l-ekber Muhyiddîn-i Arabî hazretleriyle görütü. Pederinden sonra, pederinin halifesi Seyyid Burhaneddin-i Muhakkk- Tirmizî’den sülûk gördü ve Hazret-i Seyyid’den hilâfet ald. Konya’da ders okutur, halka-i tedrisinde yüzlerce talebe bulunur, asrndaki âlimlerin en üstünü tannr ve Mevlâna-y Rûmî diye anlrd.
Daha sonra ems-i Tebrizî hazretleri ile görütü. ems namna birçok gazeller ve manzumeler söyleyerek o ümmî ârifin namn ebediletirdi.
Öyle rahende ki ol em’a-i nûr
ems-i Tebrîz ona pervâne olur
Çeitli eserlerinin en mehuru Kitâb- Mesnevî’dir. Yirmibe binden fazla beyti ihtiva eden bu eser-i celîl, Hüsameddin Çelebi’nin talebiyle meydana geldii için, bir ismi de Hüsâmînâme’dir. Nitekim altnc cildin banda öyle buyurmutur:
گشته از جذب چو تو علامه ای          در جهان گردان حسامی نامه ای
Gete ez cezb-i çu tu allâmeî     Der cihan gerdan husâmî-nâmeî
Yani “Senin gibi bir allamenin cazibesiyle dünyada bir Hüsâmînâme dolamaya balad.”
Hüsameddin Çelebi, Hazret-i Pîr’in halifesidir. Mevlâna’nn irtihalinden sonra, onun makâm- irâdna oturmutur. Mesnevî’nin tanziminden evvel, Mevlevî müntesipleri eyh Attâr’n Mantku’t-tayr’ ile Hakîm Senâî’nin Hadîka’sn okurlard. Çünkü Hazret-i Mevlâna bu iki eseri takdir eder, Hadîka ile sâhib-i ârifini Mantku’t-tayr ile nâzm- kâmiline tercih eylerdi.
Hüsameddin Çelebi, o iki kitap tarznda bir eser tertibini Hazret-i Mevlâna’ya rica etti. O da “Bana da öyle bir fikir ilham olmutu” diyerek, sarnn arasndan çkard bir kâd Çelebi’ye uzatt. Bu kâtta, Mesnevî’nin ba tarafndaki on sekiz beyit yazl idi. Sonra Mevlâna tarafndan söylenmek ve Çelebi tarafndan yazlmak üzere tanzim ve tahrire devam edildi. Birinci cilt 660 tarihinde hitam buldu. O srada Hüsameddin Çelebi cezbe hâlinde bulunduu için yazmaya devam edemedi. ki sene sonra, yani 662 senesinde ikinci cilde baland. Altnc cildin sonralarna kadar söylenip yazld. Fakat o ciltteki “ehzâdegân” hikâyesi tamam olmadan, Hazret-i Mevlâna sustu. Çünkü ömrünün sona erdii kendisine malum olmutu. Büyük olu Sultan Veled, Mesnevî’ye bir hatime yazd ve hadiseyi anlatt. Altnc cildin bandaki
پيشکش می آرمت ای معنوی          قسم سادس در تمام مثنوی
Pî-ke mî-âremet ey ma’nevî     Ksm-i sâdis der temâm-i Mesnevî
beytinden de anlalaca üzere Mesnevî kitab, alt cilt yahut alt defterden ibarettir. Sonra yedinci cilt diye bir kitap meydana çkm, ârih-i Mesnevî eyh smail Ankaravî tarafndan da erh edilmitir.
Ankaravî merhum ya mecburen yahut hüsn-i te’vîl gayretiyle erh ettii bu uydurma Mesnevî’yi, 1035 tarihinde sahaflardan aldn ve 814 tarihinde istinsah edildiini söyler. Fakat eserin nâzm malum deildir. fadesine nazaran, tasavvuf düman bir mutaassp olduu anlalr. O kadar ki Muhyiddîn-i Arabî gibi ekâbir-i ümmetin en büyüklerinden olan bir zat için,
شيخ اکبر نيست شيخ اکفر است
eyh-i ekber nîst eyh-i ekfer est
Yani “Büyük eyh deil, en büyük kâfirdir.” demek küstahlnda bulunmu; zavall, ne maksatla yazmsa, eseriyle namn ibka edememitir. Târik-i dünyâ papazlar hakknda nazil olan
 هَلْ نُنَبِّئُكُمْ بِالاَخْسَرِينَ أَعْمَالاً . الَّذِينَ ضَلَّ سَعْيُهُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَهُمْ يَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ يُحْسِنُونَ صُنْعًا 
“Kendileri muhakkak iyi yapyorlar sanarak, dünya hayatnda sa’yleri boa gitmi olanlar size haber vereyim mi?” ayeti, o nazm hakknda da okunabilir.
 
Tâhirü'l-Mevlevî
 
 
© 2017 samilyayinevi.com.tr. Her hakk sakldr.
Kkayasofya Cd. No:66 amil Han Sultanahmet - Fatih / stanbul
Tel: 0212 516 06 50 - 518 15 39 Faks: 0212 516 06 51